logo

reklam
11 Ekim 2017

Havutça: Kaboğlu’nu yargılayın!

CHP Balıkesir Milletvekili Avukat Namık Havutça, İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısının Mecliste yapılan görüşmelerinde işçi haklarına yönelik yapılan adaletsizliği ve Anayasa Profesörü İbrahim Kaboğlu’na yapılan hukuksuzlukları dile getirdi.

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ünde hazır bulunduğu yasa tasarısının görüşmelerinde kürsüye çıkan CHP’li Havutça,  “Kanun hükmünde kararnamelerle işten çıkarılan, işsizliğe sevk edilen çalışanların hukukihaklarının gasp edildiği apaçık ortadadır.Bu hukuksuzluklara tepki olarak ise Avrupa işçi sendikaları tarafındanAKP iktidarı uluslararası camiada protestolarla karşılaşmaktadır” ifadelerini kullandı.

Havutça, TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada şu ayrıntılara yer verdi;

“Sayın Bakan, Türkiye’de şu anda 14 milyon civarında işçimiz var ve bu işçilerin sadece 1,5 milyonu sendikalı. Yani iktidarınız döneminde işçilerin hakları, özlük hakları, sendikal hakları inanılmaz derecede aşağıya vurmuş ve dibe vurmuş bir durumda ve şu anda da işten almalar, ihraçlar sebebiyle İstanbul’da yapılan Avrupa Sendikalar ILO Toplantısı, bu gerekçeyle Avrupa sendikaları tarafından protesto edilmektedir. Gerekçeleri de şudur: Kanun hükmünde kararnamelerle işten çıkarılan, işsizliğe sevk edilen çalışanların hukuki gerekçelerini ortaya koymamanız sebebiyle ve onlara hukuki denetim yapılmaması nedeniyle şu anda o toplantı protesto edilmektedir. Avrupa işçi sendikaları tarafından o toplantı protesto edilmektedir. Avrupa işçi sendikaları tarafından şu anda ILO Toplantısına katılım olmamıştır orada.

Sayın Bakan, bu çok önemli, lütfen dinler misiniz? Bir olaydan bahsediyorum. Bakın, OHAL uygulamaları vasıtasıyla kanun hükmündeki kararnameler giyotine dönüştü, giyotine. Sayın Bakan, kulak verirseniz çok önemli bir vakıayı söylüyorum. İbrahim Kaboğlu, Anayasa hukuku profesörü ve uluslararası Anayasa Derneğini kurmuş bir şahsiyet ve soruyor meydanlarda ve bana da söylüyor. Beraber birçok panellere katıldık. “Ben hangi gerekçeyle ihraç edildim. Bunun hukuksal dayanağı nedir?” diyor. “Mahkemeleriniz yanlı, hâkimler talimat alıyor, birçok şeyler söyleniyor.” diyor, “Razıyım ben buna.” diyor, “Ben yargılanmak istiyorum.” diyor.
Arkadaşlar, Türkiye’nin insan hakları alanında bayrak olmuş bir ismi anayasa hukuku profesörü mesleğinden ihraç ediliyor, pasaportuna el konuluyor, şu anda uluslararası toplantılara katılması gerekiyor, yurt dışında dersler kürsüsü var, ders veriyor birçok yerde, yurt dışına çıkamıyor. Sayın Bakan, siz bu ülkenin Adalet Bakanısınız ve size soruyorum burada, Türkiye yüce Meclisinin huzurunda soruyorum: İbrahim Kaboğlu hangi hukuksal dayanakla ihraç edildi?

İki: Pasaportuna neden el kondu?

Üç: Yurt dışına neden çıkamıyor? SGK’yla ilişkisi neden kesildi? Bu FETÖ’cü mü? Ortada bir belge var mı? İnsanlar bu kadar ucuz mu harcanıyor bu ülkede? Kolay yetişmiyor bu insanlar.
Sayın Bakan, sizden istirham ediyorum. Kim yapmış, ne yapmış… Biliyorsunuz bir kanun hükmünde kararnameniz var, “Fetullah Gülen hain çetesiyle iltisakı, irtibatı, aidiyeti olanlar ihraç edilir.” dediniz; doğru. Peki, şimdi soruyorum: İbrahim Kabaoğlu’nun FETÖ denilen bu hareketle iltisakı, irtibatı, aidiyeti var mı? Varsa ortaya koyun. “Yargılanayım ben.” diyor.

Tabii, işçilerle de ilgili, çalışanlarla da ilgili birçok hak gaspı var şu anda. Bakın, işçi arkadaşlarımızın şu anda dev şirketlerle arabuluculuk vasıtasıyla karşı karşıya getirilmesi günümüzün şartlarında, Türkiye’nin koşullarında asla uygun değildir.

Bakın, OHAL kararnameleriyle siz kendiniz bunu ifade ediyorsunuz. Sayın Cumhurbaşkanı işadamları toplantısında -az önce söylendi- ne diyor işadamlarına? “Ne istiyorsunuz? Şu anda işçilerin her türlü grevi, her türlü hak almalarını, her türlü sendikal hareketi biz zaten öteliyoruz, engelliyoruz. Sizin için bu OHAL uygulamalarının ne sakıncası var?” Yani diyor ki: “Şu anda biz emek dünyasını, çalışanları zapturapt altına aldık.” Şimdi de bu yasayla, iş mahkemeleri yasasıyla işçilerimizi dev şirketlerin, güçlü canavarların karşısında hukuki korumasız hâle getiriyoruz. Bu, Türkiye’nin koşullarında emek dünyasının bir kez daha şu anlama geliyor, kuşu kurda teslim etmek anlamına geliyor. Şu anda bu, çalışma yaşamında işçilerimize, emek dünyamıza bir kez daha darbe vuracaktır diyorum.

Ve son söz olarak da Sayın Bakan, sizden ve Adalet Bakanlığından İbrahim Kabaoğlu hocanın durumunun derhâl değerlendirilerek bir örnek olay olarak ele alınmasını ve idarenin yaptığı her türlü eylem ve işlemin hukuki denetime tabi olduğunu, yetki, şekil, sebep, konu, maksat unsurları yönünden incelenmesinin zorunlu olduğunu ifade ediyor ve hocanın durumunu özel olarak ele almanızı istirham ediyorum” dedi.

Share
post_views_counu Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ