Çocuklukta Oyun Ve Oyuncaklar

Bu hafta yine Eğitimci ve Yazar Aynur DÜLGER ile beraberiz. Bize çocuklarla ilgili anlatacakları var. Hocam çocuklarımızın oyun zamanları giderek azaldı. Günleri test çözerek ve ödev yaparak geçiyor. Kendi çocukluğumu düşünüyorum. Biz doyasıya oynardık. Hem de geç saatlere kadar. Şimdiki çocuklar için üzülüyorum. Size, çocuklar için oyunun ve oyuncakların önemi nedir diye sorsam. Bu konudaki fikirlerinizi öğrenebilir miyiz Aynur Hocam?
Gelecekte çocuklarımızın iş yaşamındaki başarısının, bugünkü oyuncak seçiminde yattığını söylesem, çok abarttığımı düşünürsünüz değil mi? Oysa bu bir abartı değil. Çünkü çocukların mesleki tercihinin ve iş başarısının arkasında yatan sır, çocukluk dönemindeki oyuncaklarına ve oyunlarına dayanıyor.
Bundan aşağı yukarı iki bin yıl kadar önce, tarihin bilinen ilk oyuncağı ile tanışan Mısırlı çocuklar, o zaman meslek ve kariyer diye bir şey bilmiyorlardı. Ama sıradan bir ustanın elinden çıkan bir tahta atın başlattığı bu serüven, bugün çocukların oyuncakları ile seçtiği meslek arasındaki ilişkiye dair ipuçları veriyor bize.
Ülkemizde oyuncaklar, çocukların eline, oyalansın ve bizi rahat bıraksın diye veriliyor. Oysa batılı ülkelerde oyuncak; çocukların hayal güçlerini geliştirecek, yaşam deneyimi kazandıracak, merak duygusunu giderecek, keşifler yapacak materyaller olarak görülüyor. Çünkü oyuncaklar, çocukların beden ve zihin gelişimlerini zenginleştiren şahane uyaranlar. O nedenle de aileler tarafından özenle seçiliyor.
Bizde aileler ve okullar, genelde abartılı ve pahalı oyuncakları tercih ediyorlar. Oysa renkli mandallar, düğmeler, kapaklar ve makaralar, çocuklar için pahalı oyuncaklardan çok daha öğretici ve geliştirici olabiliyor.
Şair Sunay Akın, sözel zekasının gelişimindeki en önemli etkenin, çocukken Saatli Maarif Takvimi’nden okuduğu şiirler olduğunu anlatıyor. Psikologlar yaptıkları değerlendirmelerde, 0-7 yaş aralığındaki dönemde edinilen becerilerin, çocuğun sahip olduğu karakter özellikleriyle ilişkilendirildiğini söylüyorlar. Çok iddialı bir söylem. Ama bir o kadar da gerçek.
Oyuncak seçimi, yetenekleri de geliştiriyor. O nedenle öğrencilerimizin ve çocuklarımızın kişilik özellikleri, ilgi alanları ve becerileri doğrultusunda seçmeliyiz oyuncakları. Ama pek çok anne-baba çocuklarından çok, kendisi için alıyor oyuncakları. Uzaktan kumandalı arabalar, trenler ve uçaklarla çocuklardan önce, babalar oynuyor.
Bize düşen en önemli görev, çocuklarımız için doğru oyuncağı seçerek, çocuğun hayata iyi ve güzel bir başlangıç yapmasını sağlamak. Çocukları oyun oynarken bir inceleyin, gelecekte edineceği mesleğe dönük ne çok ipucu veriyorlar. Oyuncaklar; yaşa, ilgiye, cinsiyete göre değişiyor şüphesiz. Bu farklılığı belirleyen en önemli faktörlerden biri de zeka düzeyi.
Oynanan oyunlar ve oyuncaklarla, seçilen meslekler arasında ciddi bir ilişki olduğunu söylüyor psikologlar. Oysa bizde rolleri anne babalar belirliyor ve ne yazık ki çocukların hayallerine sınır koyuyorlar. Oyun ve oyuncaklar bu sınırları aşmak için en önemli yol oluyor.
Teknolojiye yenilip geleneksel oyun ve oyuncaklardan vazgeçmeyelim. Özgürce bırakalım çocuklarımızı. Tahtalar, hamurlar, düğmeler, ipler, boncuklar ve makaralardan yarattıkları şahane oyuncakları görelim. Yaratıcılık böyle gelişir çünkü. Onlara ne yapacaklarını, nasıl oynayacaklarını söyleyerek geliştiremeyiz onları. Bizden daha meraklı, coşkulu, istekli, yetenekli ve yaratıcı olduklarını unutmayalım. Seçecekleri oyunlara ve oyunlardan yola çıkarak edinecekleri mesleklere saygı duymak gerek.