Reel Enflasyon ve Gelişmekte olan Ülkeler

Gönen Postası Gazetesi, bundan sonra ekonomi haberlerine de yer verecek. Birinci kaynaklardan edinilen bilgiler, güncel ve gündeme dair olacak. Konunun uzmanlarının görüşleri sayfalarımız arasındaki yerini alacak.

Bu sayının ilk konuğu, Gönen’de büyüyen Hakan Kara arkadaşımız, Kendisiyle, ” Reel Enflasyon ve Gelişmekte olan Ülkeler” konusunda bir görüşme gerçekleştirdik.

Sayın Hakan Kara, ” Reel Enflasyon ve Gelişmekte olan Ülkeler” konusunda neler söyleyeceksiniz?

Enflasyon Tüik tarafından oluşturulan bir ürün listesidir. Zamanla değişen liste güncellenir, devamlı giren çıkan kalem ürünler bu güncellemeye eklenir. 3 farklı sınıfa göre değerlendirilir ürünler yüksek, orta ve düşük gelir sınıfı. İşte meselenin en önemli kısmı budur. Doğalgaz elektrik vb. Temel yaşam maddeleri yüksek gelir sınıfında az ya da önemsiz yer tutarken düşük gelirde yüksek yer tutar. Yani Türkiye’de üst gelir sınıfı halkın %5 ini geçmezken orta sınıf %30 olsun alt gelir sınıfı %65 olsun ortalama alındığı için bu sınıf sanki %33 ü gibi gözüküyor bu da enflasyon ortalamasını düşürüyor. Yani hesap doğru ama oransal farkı ortalama değer üstünden hesaplanması nedeniyle bizim enflasyonunuz yüksek iken enflasyon 10 un altında çıkıyor…

Şimdi bu verisel tarzdaki istatistiki durumu gelişmekte olan ülkeler bazında değerlendirelim.

“Gelişmekte olan ülke” kavramına değiniyoruz çünkü ; bu kavram Türkiye için 50 yıldır söylenmekte. Bence çok yapısal olmayan ve gelişmiş ülkelerin 2.dünya ülkelerini sömürdüğü kavramın ta kendisi. Geçmişten günümüze baktığımızda bunun ne kadar doğru olduğunu görmemek imkansız gibi bir şey. Gelişmek isteyen bu ülkeler gelişme adına kalıcı kapitülasyonlar vermeye devam ediyor. Ekonomik olarak büyümesini kalıcı hale getirmek isteyen ülkeler bunu altyapı yatırımları ve eğitim reformları ile gerçekleştirmeli. Türkiye bu üçlü ayağın sadece ekonomi ayağına ağırlık vermiş bundan dolayıdır ki topal bir şekilde ilerlemeye devam ediyor. 1980′de geçtiğimiz Serbest Pazar Ekonomisi ile sınırlar açıldı. Her türlü ürün ve mal ülkemize rahatça giriş yaptı, ithalat ve tüketim her geçen gün artmaya devam ediyor. Bunları kötü birşey gibi anlatmıyorum ama bizim ülkemize hep olumsuz yanları sirayet etmiş. Evet yerli sanayi rekabet edebilecek bir durumda bugün, sanayi ve turizm alanında atağa kalktık. İhracat rakamlarımız rekorlar kırıyor ama ne zamana kadar. Bu rakamlar ne kadar kalıcı olabilecek. Bugün devletin GSYH/borç stoğu AB standartlarının bile altında, enflasyon rakamları tek haneli bir seyir izliyor ama bu buzdağının görünen yüzü. Bugün artık enflasyon ile başa çıkılabiliyoruz çünkü 50 yıllık bir deneyime sahibiz. Fakat devletin yerine aşırı borçlanan bir özel sektör, rekor kıran bir cari açık ve en önemlisi aylık geçimini kredi kartları ile sağlayan bankalara dünya kadar borcu olan bir toplum sanırım bu da buzdağının görünmeyen yüzü…

Son olarak şu kanıya katıldığımı da belirtmek isterim. Ben her alanda balon gibi büyüyen bir Türkiye olduğunu düşünenlere katılıyorum. Benjamin Disraeli’nin güzel bir sözünü yinelemek istiyorum: “Üç türlü yalan vardır; yalan, kuyruklu yalan ve istatistik…” Bugün büyümek isteyen bir Türkiye’nin üretmesi lazım, bugünkünden daha çok üretmesi lazım. Görüyoruz ki her üç üniversite öğrencisinden biri iş bulamıyor. Bulanların belki önemli bir kısmı istediği meslekleri icra etmiyor. Hizmet sektörü aşırı bir şekilde büyümeye devam ediyor. Rakamsal olarak büyüyen Türkiye ile övünenler var ama bu büyüme ne kadar gerçekçi. Kendi tasarruflarımız ile değil yüksek faizden dolayı ülkeye gelen sıcak para ile büyüyoruz. Toplumdan nasıl tasarruf yapmasını bekleyebiliriz ki; ay sonunu getiremeyen bir toplum ve tasarruf bilinci gelişmemiş genç bir nesil. Yeni yetişen nesil paranın kolay kazanılmadığını öğrenmeli, birikim sahibi ve tasarruflu olmanın bilincine sahip olmalı ki ülke olarak komple kalkınabilelim. Bugün asgari ücret kazanan bir gencin cebindeki telefon maaşının 2 katı, cüzdanında her bankanın kredi kartı varken ekonomide pespembe tablo çizmek bizi ilerleyen dönemlerde ipotekli bir hayata sürükler.Üretmeden tüketmek gelişmekte olan ülkelere öğretilmiş çaresizliktir.

Hakan KARA – Finans

Özgeçmiş ;Ben Hakan KARA 1989 İstanbul doğumluyum.Üniversite ve profesyonel çalışma hayatı dışında Gönen de büyüdüm.Pamukkale üniversitesi Menkul Kıymetler ve Sermaye piyasası ve Anadolu Üniversitesi Ekonomi-İşletme bölümlerini bitirdim.Sermaye Piyasası Lisanslama Faaliyetleri Düzey 1 Lisansına sahibim.Bursa da özel bir bankanın yatırım departmanında stajımı tamamladıktan sonra özel bir şirketin önce finans uzmanlığı sonra ise  Hazine Uzman Yardımcılığı görevini üstlendim. Uzun bir aradan sonra Gönen e döndüm ve özel bir şirkette mağaza yöneticiliği yapmaktayım.Borsa ve ekonomi faaliyetlerime freelance  olarak devam etmekteyim.

0.(532) 440 04 48